Ziyafe Kayseri Mutfağı Franchise veriyor

Ziyafe Kayseri Mutfağı Franchise veriyor

Özverinin tadı, yöresel yemeğin adı; Ziyafe Kayseri Mutfağı franchise veriyor

Dünyanın yemek kültürü konusunda üç büyük mutfağından biri olan Türk-Osmanlı Mutfağı, tam anlamı ile gizli kalmış bir hazine. Orta Asya, Anadolu, Orta Doğu ve Balkan ülkeleri lezzetlerinin harmanlanması sonucunda zenginleşmiş ve sınırları içindeki toprakların yemek kültürleri üzerinde derin izler bırakmış olan Türk-Osmanlı Mutfağı, ne yazık ki aşçı loncalarının yemek bilgilerini meslek sırrı olarak saklama geleneğinden; günümüze hakkıyla taşınamamış. Türk-Osmanlı Mutfağı’nın lezzetlerini sizlerle paylaşmak için faaliyete başlayan “Ziyafe” Restaurant, “İyi yemek, emek ister” felsefesiyle yola çıkmış bir mutfak. Hem Kayseri mutfağı hem de geleneksel Türk-Osmanlı mutfağının seçkin yemeklerinden oluşan zengin bir menüye sahip Ziyafe; her yemeğin hazırlanışında bir özverinin tadını taşıyor. Özellikle Fast Food yemekten çok sıkıldıysanız; enfes zeytinyağlıları, lezzetli et yemekleri, eşsiz mantısı, içinizi ısıtacak çorbaları ile Ziyafe sizleri bekliyor. Türkiye’nin birçok ilinde eşsiz mutfağı ile müşterilerini buluşturan Ziyafe, yöresel lezzetleri usta aşçıların hünerleriyle hazırlıyor. Lezzet ve kalite konusundaki özeniyle misafirlerinin beğenisini kazanmış Ziyafe ayrıca geniş salata barı ile de adından söz ettiriyor.

Aslına uygun malzemeler ve yine aslına uygun pişirme koşullarında hizmet veren “Ziyafe”, günümüzün getirdiği şartlarla ortaya çıkan ve değişen yemek alışkanlıklarını da değiştirerek, geleneksel yemek kültürümüzü bizlere yeniden hatırlatıyor.

Sizin de özel lezzetlerle anacağınız ve dostlarınızla paylaşacağınız bu özel mutfak; hızla büyümeye ve şubeleşmeye devam ediyor.

Kayseri Mutfağı

Kayseri’nin zengin bir mutfak kültürü vardır . Kayseri adıyla adeta özdeşleşmix olan pastırma ve sucuğun ünü, tüm yurtta tanınmıştır. Nefis yemek çeşitleri arasında mantının ise özel bir yeri vardır. Günlük sofralarda, ziyafetlerde ve düğünlerde çok özel yemekler hazırlanır. Geleneksel yaşam tarzının sürdürüldüğü dönemlerde, beslenme ve tüketim alışkanlıkları günümüzden farklıdır. Kent yaşamının insanlara sunduğu olanaklar şüphesiz ki bu alışkanlıklar ve beslenme biçimini değişime uğratmıştır. Ancak Kayseri’nin yöresel yemekleri bu değişimden etkilenmeden geleneksel tad ve lezzetlerle softaları süslemektedir.

Pastırma sofralarda aranan ve sevilen, lezzetli bir gıda maddesidir. Pastırma yapımında büyükbaş hayvanlar yeğlenir. Kesimden sonra etler tuzlanır. Tuzlamadan çıkarılan etler bol suda yıkanır ve çengellere asılır. Birbirine değmeyecek şekilde 10-15 gün kurumaya bırakılır. Etler alımsı bir renk aldığında indirilerek bir gün cenderede bekletilir. Ertesi gün çemene yatırılır. Çemenlenen Pastırma 4-5 gün içinde konur ve piyasaya sevk edilir. Pastırma imalinde, bir sığırın kesilmesinden sonra, parçalara ayrılan etlerin cins ve yerlerine göre, “arka sırt, dilme, eğrice, kuşgömü, şekerpare” gibi çeşitli isimleri verilir. Kayseri’de Pastırma ve sucuğun pazara yönelik olarak yapılmasının yanında, özellikle sucuk evlerde de yapılır.

Pastırmayı ilk yapanların Orta Asya’da Hun Türkle ri olduğu bilinmektedir. Nitekim, Waber Baldaınw isimli Romali yazar kitabında, Antalyalı Ami anus’un 273-275 yıllarında yazmış olduğu eserinde, Hun Türklerinin bu husustaki adetlerinden şu şekilde bahsettiği bilinmektedir: “Hunlar yemek tanımazlar, yaban etleri ile atın sırtında, baldırları arasında ezdikleri yan pişmiş eti yerler.” Halbuki Macar müzelerinde bulunan Hunlara ait iki cepli at at eyerleri, kurumuş etlerin bu çantalara sokulduğumu ve atın baldırına, vücuduna değmediğini göstermektedir.

Orta Asya’dan batıya akın eden Türk Hun süvarilerinin eyerlerinin çantalara dolduran kuru et konservesi, Anadolu’ya gelerek yerleşen Oğuz Türklerinde Pastırmacılığın bulunması ve yüzyıllardır zamanımıza kadar yaşayıp gelmesi, bir gün Orta Asya bozkırlarda yaşayan Türkleri sonbaharda kışa hazırlık olarak tuzlu, kuru ve dumanlı et konserveleri yapmaları, bu yiyeceğin Orta Asya’dan geldiğini göstermektedir. Hayvanların en iyi şekilde ıslah etmiş ve pek çok yeni ırk meydana getirmiş Türkler, hiç şüphesiz ki bunları etlerinden de en iyi şekilde yararlanmasını bile: insanlardır (Özdemir, 1994). Kayseri’de Pastırmacılık bir şekilde Orta Asya’dan gelen Türklerle başlamış ve zamanla gelişmiştir. Ünlü Gezgin Evliya Çelebi 17. Yüzyılda Kayseri’den şu şekilde sözetmektedir: “Makulat ve imalata has beyaz ekmeği, lavaşa yufkası, katmerli böreği, namı ile şöhret bulan kimyonlu sığır Pastırmas? ve nilskli et sucuğu bir tarafta yoktur” (Evliya Çelebi, 1970). Evliya Çelebi’nin Seyahat namesi ‘ndeki bu bilgilerden de anlaşıldığı kadarıyla, Kayseri’de 17. yüzyılda Pastırma imalatı vardı.

Kayseri mutfağı ağırlıklı olarak unlu ve etli besinlerden oluşur. Mantı Kayseri’nin en gözde yemeğidir. Araştırmalara göre 36 çeşit mantı pişirilmektedir. Bunlar arasında en yaygın olan etli mantıdır. önce mi ve su katılarak yoğrulur. Bu yoğurma işi epeyce devam ettikten sonra hamur sertleşme kıvamına gelince hamur tahtası üzerinde bezelere ayrıldıktan sonra oklava ile açılır. Sonra açılan yuf ha küçük kareler halinde kesilir ve içerisine baharatla et konarak büldilür. “Mantı doldurma” denilen bu işi, kadınlar dayanışma halinde, birkaç kişi birlikte yaparlar. Daha sonra mantılar kaynamış suya atılır ve bir müddet pişirilir. Mantılar dişe yapışmayacak şekle gelince ateşten indirilir. Kevgirden süzülür ve bir kaba boşaltılır. Ayrıca tava içinde yağ ile salça ve bir miktar suyun ilavesiyle meydana gelen karışım mantının üzerine dökülür. Sarımsaklı yoğurt ve sumak ilave edilerek yemeye hazırlanmış olur.

Evlerde en çok tüketilen ve halk arasında “Aşmakarna” tabir edilen yiyecek türü, kesme çorba, erişte ve makarnadan oluşur. Lğşenlerde yoğrulan hamur katı kıvama girdikten sonra, yufka haline getirilip çok ince doğranır. Bu hamura yerine göre yumurta da konur. Aşmakarna denilen yiyecekten çorba; azami bir santim uzunluğunda ve bir milimetre kalınlığında olur. Eriştenin boyu ise aynı kalınlıkta olup, beş santimetreye kadar çıkar. Makarna ise bir san timetrekareye yakın bir boyutta kareler halinde kesilir. Kesilen ürünler daha sonra rutubeti gidecek şekilde kurutulur. Aşmakarna kesimi kışa hazırlık olarak yaz sonu veya sonbaharda yapılır. Bu da yine kadınlar arasında dayanışma ile yapılan bir iştir. Yağ, salça ve kıyma konulup pişirilirken, baharatla, özellikle naneyle zenginleştirilen çorba çok lezzetlidir. Makarna da mantıya benzer yöntemle pişirilir. Kaynayan suya atılarak haşlanan eriştenin ise, piştikten sonra suyu süzülür , üzerine tereyağı ve salça karışıma dökülerek yenmeye hazır hale getirilir.

Unlu yiyeceklerden bir diğeri, su böreğidir. Hamur, yufka şeklinde açıldıktan sonra kaynar suda haşlanır. Kabı, fırınağzı, karın-mumbartlar arasına yağ serpilir, iki kata maydanozlu kıyma konulur. Daha sonra fırında kızartılır. Kuru börek, tandır böreği, katmer yine ünlü yiyeceklerdendir. Arabaşı, hem yapılması, hem de yenmesi marifet isteyen bir yemektir. Bir ölçek una on ölçek su konularak iyice kaynatılır. Belli bir kıvama geldikten sonra sinilere dökülerek soğumaya bırakılır. Pıhtılaşan hamur, ayrıca pişirilen tavuk etli çorbayla içilir. Bu daha çok çerez türü bir yemektir. Yalnız kış aylarında yenir. Tavuk etli çorbası oldukça fazla biberlidir, limon sıkılır ve genellikle oturmalarda gecenin geç saatlerinde yenilir. Bu yemeğin en önemli adabı, kaşığa büyük parça halinde hamur almak ve bunu çorba tasma batırırken içine düşürmemek ve hamurları çiğnemeden yutmaktır. Hamuru düşürenlere, aynı yemeğin yaptırılması cezası uygulanır.

Güveç Kayseri’nin en gözde yemekleri arasındadır. Toprak güveçlerde, özellikle yaz aylarında sebzeden yapılan bir yemektir. Ana malzemesini, patlıcan, domates, biber, sarımsak ve et oluşturur. Buna patates ilave edildiği de olur. Bunlar katlar halinde döşendikten sonra fırına verilir. Pehli, sulu köfte, pirinçli köfte, saç keb, yağbari, pöç, kovalama, üzüm yemeği etli ve yumurtalı yemeklerin en ünlüleridir.

Tatlılar ise zengin bir çeşide sahiptir. Oklava baklavası, açma baklava, kamış baklava, güllü baklava, fincan ağzı, nevzine, un helvası, telteli (pişmaniye), dut pekmezi, aside, incir dolması Kayseri sofralarını süsleyen tatlılardır. Bunların dışında Kayseri’nin kendine özgü çok çeşitli yemekleri vardır.

1 cevap
  1. selami boz
    selami boz says:

    türkiye de 40 dan fazla ili ziyaret ettim.bunların içinde yemek kültürü sıfır olan yer kayseri.ne kayseri mutfağı antep,urfa,maraş,hatay,sivas gelinde mutfak görün.
    kaldırın şu ilanı birde kayseri mutafağı yazmışlar olmayan mutfak.yemek kültürü sıfır çünkü yeme kültürü yok para gidecek

    Cevapla

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.