Kebapçı İskender

6447_JE.jpg.ashx

Yavuz İskenderoğlu üçüncü kuşak olarak, Türkiye’nin markalaşan ilk restaurant zinciri olan Kebapçı İSKENDER-Yavuz İskenderoğlu bünyesinde yüzelli yıla yaklasan tarih ve kültürü hak ettiği şekilde temsil etmenin haklı gururunu duymaktadır.
Takdir edileceği gibi aynı kalite, lezzet ve kültürün Bursa Şehri dışında, değerli muşterilerimize, sağlam ve mükemmel çalışan bir franchise sistemi içinde sağlanabilmesi için ciddi bir hazırlık ve altyapı gerekmektedir.Markalaşma süreci ve konsept, üretim, servis, eğitim, uluslarası kalite standartları gibi konularda seneler süren titiz standardizasyon çalışmalarımız sonucu kurduğumuz güvenilir sistem, günümüzde Kebapçı İSKENDER-Yavuz İskenderoğlu ürünlerini ve kültürünü, Bursa ve Turkiye sınırları dışında da layıkıyla temsil ve servis edebilmemizi sağlamaktadır.İstanbul Şubemiz bu bağlamda ilk nokta olmakla beraber, çok yakında yurtiçi ve yurtdışında yeni şubelerin açılması gündemdedir. Bu amaçla Kebapçı İSKENDER-Yavuz İskenderoğlufranchise uygulamalarını başlatmıştır.Geçmişten günümüze gelen ve yarına uzanan bu çalışma, uygulanabilirlik ve büyüme potansiyeli ile yatırımcılar açısından mükemmel bir fırsat sunmaktadır.Konuyla ilgilenen yatırımcılar, Bursa Botanik Park Genel Merkezi’miz ile bağlantıya geçerek detaylı bilgi alabilirler.

Yavuz iskenderoğlu’nun anne tarafı ile baba tarafı arasında çok öncelere dayanan bir kan bağı vardır. Anne tarafından büyük dedesi olan Sabit Efendi, 1800’lü yılla itibarıyla İstanbul’da eğlence ve paylaşmaya düşkün cömertliği ile “Hovarda” lakabı kazamış meşhur bir kasaptır. Atı üzerinde dolaşarak tel dolapta et satarken bir taraftan da keyif çatan, Fatih, Eminönü, Haliç civarında iyi tanınan, sevilen bir simadır. Yavuz İskenderoğlu’nun büyükbabası Mehmet oğlu İskenkender Bey de henüz çocukken, belli dönemlerde amcası Sabit Dede’nin yanına gider ona yardım ederdi. Amcası at sürerken eti pişirme görevini üstlenen İskender Dede, o dönemde yatay konumda tutulan tandır kebabın dumanı çevredekileri rahatsız etmesin diye, eti dikey olarak kullanma fikrini ortaya atar. Yeğenini çok seven Sabit Dede, çocukça gibi görünen bu öneriyi küçümsemeyerek, biraz da misafir konumundaki İskender Dede’yi mutlu etmek amacıyla onu cesaretlendirir.

1850 yıllarında Mehmet Efendi Lokantası ile işe başlayan aile, o dönemlerde Bursa’da yaygın olan kuzu çevirme ve tandırcılık işi yapmaktadır. Pişirilen etin (tandır veya kuzu çevirme) sabit mekânda olduğu kadar, baş üstündeki tablalarda satıldığı böyle bir Osmanlı döneminde oğul İskender arayışlara girerek “İşi nasıl farklılaştırabiliriz?” ve “Daha iyisini nasıl yapabiliriz?” gibi düşünceleri Amcası Sabit Dede’den aldığı destekle hayata geçirmeye çalışır. Babasının “Başımıza icad çıkartma” sözleri üzerine önce konuyu annesine anlatır, sonra da babasını ikna eder. Sonuçta “Yüzyıllardır yerdeki ateşe paralel olarak pişirilen kuzuyu, dik mangalda ayağa kaldırma!” teklifinde bulunur babasına. Böylece dikey kebap fikrini Bursa’da denerler ve babası Mehmet Efendi’ye desteğiyle iş gelişmeye devam eder..

Bu amaçla yola çıkan İskender Efendi zamanla kemikli eti; kemik ve sinirlerinden arındırır, bir şişe takar ve bunu ateş karşısında döndürerek pişirdikten sonra ince-ince keserek sunumunu yapar. Bu farklı sunum Bursa’da çok dikkat çeker ve İskender Efendi’nin “dönen kebabı” olarak anılmaya başlar. Çünkü et kemiksizdir, dikey bir ocakta pişmektedir, farklı bir şekilde kesilmektedir. Ancak bugünkü kebap şeklinde değil; daha basit, çatal ve bıçak kullanılmayan, o günkü adıyla alaturka denen pide üzerine konan etlerin kenarına konan yoğurt, salça ve tereyağı ile desteklenmiş, bir lezzet tabağı haline gelmiştir. Artık Bursa’da İskender denilince o tabak akla gelmektedir. Bu yıllarda Bursa’nın nüfusu çok azdır. Kayhan-Tahtakale-Reyhan üçgeni ve Maksem, Tophane gibi semtlerden ibarettir. İnsanlar birbirlerini tanımaktadır. O dönemde Mehmet oğlu İskender Efendi ile tanınmaya başlayan İskender Döner Kebap’ın sunulduğu mekân 20–30 metrekarelik bir dükkândır. 1926 yılında Harf İnkılâbı ile levhası olan ilk dükkâna taşınılır.

Gel zaman git zaman önceleri halk dilinde “döner kebap”, “döner” şeklinde anılmaya başlanmış ve lakap; Mehmet oğlu İskender Efendi şeklinde önce tabelaya ve günümüz ticari ortamında da bir ticari unvana dönüşmüştür. Ticari unvanın uzun zamandır kullanılmasıyla birlikte İskender Efendi; Bursa ile özdeşleşmiş ve adeta bir simgesi olmuş kişiliğiyle yemeğini bütünleştirerek bir ünlenme sürecine girmiştir.

Üç erkek evlat babası olan dede Mehmet oğlu İskender Efendi, sahip olduğu bu işi çocuklarına öğretmiştir. İskender Efendi’nin ortanca oğlu olan Yavuz İskenderoğlu’nun babası Süleyman İskenderoğlu da (1909–1965), bu zanaatın inceliklerini çocuklarına öğretmiştir. Yavuz İskenderoğlu da bu bayrağı oğulları Oğuzhan ve İskender Kayhan İskenderoğlu’na her platformda eğiterek taşımaktadır.

Yapılan her işte olduğu gibi İskender Döner Kebap’ta da ilgi ve sevginin ana merkezi müşteridir, müşteri odaklı olma felsefedir. Müşterilerle bütünleşme, paylaşma, birlikte olma becerisi gösterilmese idi yaklaşık bir buçuk asırdır adını ve tadını koruyamazdı.
Bugün gelinen noktada; bu markanın geçmişten gelen ve yaklaşık 150 senelik bir kültürün gelişen ve farklılaşan markası olduğu, bu anlamda da bir kültür yatırımı gerekliliğinden hareketle “İskender Efendi Konağı” projesinin 1997–2003 yıllarında bir restitüsyon çalışması olarak tamamlanarak hayata geçirilmesi önemliydi. Aynı zamanda dünya teknolojilerini kullanan, makine, ekipman ve alt yapısıyla endüstrileşmesini tamamlamış bir Yavuz İskenderoğlu-Kebapçı İSKENDER  ‘in Üniversite-Sanayi işbirliğine verdiği önem, onun bugünlere gelmesine katkı sağlamıştır.

Kalite çalışmaları kapsamında ISO 9001 ve ISO 22000 belgelerini hem TURKAK akreditasyonlu ulusal firmamız TSE’den ve hem de DAR (Almanya Akreditasyon Merkezi) akreditasyonlu Quality Assurance Technic ’den kendi segmentinde Türkiye’de ilk olarak almış olmanın haklı gururunu yaşamaktadır.
Markamız T.C. Patent Enstitüsü tarafından emtia ve hizmet markası olarak tescil edilmiş olup, logomuzun sol üst köşesinde belirtildiği gibi CTM Community Trade Mark (Avrupa Birliği Markası) adımıza tescil edilmiştir. Kayhan Çarşısı’ndaki ilk dükkânımıza sadık kalınarak zemin ve masalarda mermer, cephelerde İskender mavisi ahşap kullanımı, tonet sandalye ve tabureler, lacivert renkli Yavuz İskenderoğlu-Kebapçı İSKENDER  papatyası ve künde kari uygulaması; sunumda da kâğıtlı çatallar, pirinç kapaklı hijyenik şıra servisi gibi tüm ayrıntılar günümüzde de Yavuz İskenderoğlu-Kebapçı İSKENDER dükkânlarının konseptini oluşturmaktadır. Bu konsept, sürdürülen Franchise çalışmalarımızın da içerisinde yer almaktadır.

 

Türkiye’de ve dünyada döner kebap imalat ve servisinde tartışmasız tek lider olarak, bulunduğumuz yerden tüm dünyaya yani yerelden evrensele bir Türk gıda zinciri kazandırmak.

 

Firma Bilgileri Detaylar
Kuruluş Yılı 1965
Çalışan Sayısı 250
Mağaza Sayısı 14
Franchise İsim Hakkı Bedeli 75.000,00 EUR
Dekorasyon Maliyeti 100.000,00 EUR
Yatırım Maliyeti 200.000,00 EUR

Franchise Başvuru Formu

 [contact-form-7 id=”2013″ title=”Firma Franchise Başvuru Formu”]

0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.